4. AVRUPA BİRLİĞİ VE TARIM
4. AVRUPA BİRLİĞİ VE TARIM
Türkiye Avrupa Birliği’nin ortak üyesidir. Ülkemiz AB’ne tam üyelik için gerekli girişimlerde bulunmaktadır. AB Türkiye’nin ithalatının ve ihracatının yarıya yakın kısmını gerçekleştirdiği bir topluluktur. Türkiye AB’den ithal ettiğinin iki katı kadar tarım ürününü birlik ülkelerine ihraç etmektedir.
Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerinde Türk tarımı ile ilgili en önemli unsur Türk tarımının Avrupa Birliği ortak tarım politikalarına (OTP) uyumudur. Türkiye, Dünya tarımında meydana gelen gelişmeler yanında OTP ’da ortaya çıkan gelişmelerden de etkilenmektedir.
AB mevzuatının önemli bir bölümü tarım konularını içermektedir. OTP yoluyla birlik içindeki tarım üreticileri diğer sektörlerde elde edilen gelirlerle desteklenmişlerdir. Topluluk ithalatta koruyucu, ihracatta destek vererek çiftçisini dünya dış ticaretine karşı korumaktadır.
OTP ’ı 1985 yılında tarımsal harcamaların kısılması, ürün kalitesinin iyileştirilmesi ve kırsal kalkınma ile çevrenin korunması ve geliştirilmesini hedefleyen yeni bir yapıya kavuşmuştur. Yine 1992 yılı reformları ile çiftçiye fiyat destekleri sağlamaktan ziyade doğrudan gelir destekleri, çevre ve kırsal peyzajın korunması, kırsal kalkınma teşvikleri ve yeni üyeler için geçiş düzenleme yardımları şeklinde destekleme yardımları yapılmaya başlanmıştır. OTP reformları daha ziyade birliğe yeni üye katılımlarının hemen öncesinde yapılmakta ve destekleme miktarları her reform sürecinde daha da azalmaktadır. Nitekim son reform dalgası olan “Gündem 2000” çerçevesinde OTP harcamaları 2006 yılına kadar sabitleştirilmiştir. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üye olacağı dönemde yeni bir reformun yapılabileceği unutulmamalıdır.
Toplulukta tarım ürünleri fiyatlarına müdahale azaltılmakta ve ürün fiyatlarının piyasada serbestçe oluşması hedeflenmektedir. Bu tutum, topluluk içi ve topluluk dışı rekabete uyumlu piyasanın oluşmasına imkân vermektedir. Bu arada azaltılan destekler doğrudan gelir desteği yolu ile artırılmaktadır. Çiftçinin rekabet gücüne ulaştığı hesaplandığında bu doğrudan gelir desteği ödemeleri de kaldırılacaktır.
DTÖ çerçevesinde tarım ürünleri dış ticaretinde korumacı engellerin kaldırılma sürecine girilmesi sebebiyle, Avrupa Birliği dış ticarette yeni bir engelleme ve koruma olarak; bitki ve hayvan sağlığı kurallarını, gıda güvenliğini ön plana çıkarmıştır. Bu nedenle OTP reformunda gıda güvenliği konusuna büyük önem verilmektedir. Dünyanın en büyük tarım ürünleri ihracatçısı olan topluluk bu şekilde hem üreticisini korumakta ve hem de dış satımda bitki ve hayvan sağlığı kurallarına takılmamak için gayret göstermektedir. Tarım ürünlerinde kullanılan kimyasallar nedeniyle (gübre, ilaç, hormon, katkı-kalıntı) insan sağlığını tehdit eden boyuta ulaşması sebebi ile tüketicilerinde seçiciliği artmıştır.
DTÖ ’nün fiyat desteklemeleri yoluyla tarım sektörüne kaynak aktarımını kısıtlaması sonrasında, AB OTP’larında kırsal politikalar ve çevre politikaları yoluyla tarım sektörüne kaynak aktarılmasını gündeme getirmiştir. Kırsal politikalarda temel amaç; kırsal alanda güçlü bir tarım sektörünün (tarımsal üretim, tarıma dayalı sanayi, el sanatları, turizm vb.) oluşturulması ve kırsal peyzajın korunmasıdır.
Topluluk politikalarında uzun yıllardır uygulanan tarım ürünlerine yüksek destekleme fiyatları nedeniyle, mera ve orman alanları tahrip olmuş, gübre ve ilaç kullanımı ile çevre büyük oranda zarar görmüştür. Çevre politikaları ile çevrenin yeniden kazanılması amaçlanmaktadır. OTP’nin kırsal kalkınma politikaları;
-Güçlü bir tarım ve ormancılık sektörünün oluşturulması
-Kırsal alanların rekabet gücünün geliştirilmesi
-Avrupa’nın çevre kırsal mirasını korunması
-Çiftçilerin çevre ve doğal kaynakları ile uyumlu tarım tekniklerini uygulamasının özendirilmesi hedeflenmektedir.
Türkiye 1/95 sayılı ortaklık konseyi kararı ile sanayi ürünlerinde tamamen, tarım ürünlerinde ise kısmen Türkiye ile topluluk arasında ticaretin serbestleşmesine dayanan bir işbirliğine (Gümrük Birliği) girmiştir. Bu uygulama Türkiye’nin Ankara anlaşması ve katma protokolden kaynaklanan bir yükümlülüğü olmasına rağmen, iş gücünün serbest dolaşımı ve mali yardım gibi topluluğun yerine getirmesi gereken yükümlülükleri yerine getirmeden işlerlik kazanması ile topluluğun Türkiye’den alacağı başka bir tavizde kalmamıştır. Bu sayede topluluğa ihracatımız azalırken, ithalatımız iki katına çıkmıştır.
Tam üyelik durumunda topluluktaki fonlar ve mali kaynaklardan Türkiye’nin yararlanması ve serbest dolaşım hakkının topluluğa önemli bir yük ve sıkıntı getireceğinden, Türkiye’nin tam üyeliği biraz daha sürüncemede kalabilecektir. Bu süreç sonrasında Birlik üyelerine Türkiye’nin ihracatının ithalatı karşılama oranı 1994 yılında %78 iken 1997 yılında (AB’den yapılan ithalat artışıyla) %54’e düşmüştür.
Türk tarımının OTP ’ye uyumu ile ilgili son ve en önemli gelişme “Katılım Ortaklığı Belgesi” ile ortaya çıkmıştır. Bu belge ile AB’nin Türkiye tarafından yerine getirilmesi istenen asgari şartlar belirlenmiştir. Katılım ortaklığı belgesi kısa dönemde (2001–2003 yılı) Türkiye tarımında şu hususların yerine getirilmesini talep etmektedir.
-İşleyen bir arazi kayıt sistemi, hayvan kimlikleri sistemi, bitki geçiş izinleri sistemi oluşturulması ve tarım piyasalarının izlenmesi, yapısal ve kırsal kalkınma önlemlerinin uygulanması için idari yapının iyileştirilmesi.
-Topluluğun veterinerlik ve bitki sağlığı mevzuatı için uygun bir uyum stratejisinin oluşturulması ve laboratuar testleri, denetim düzenlemeleri ile kuruluşları başta olmak üzere uygulama yeteneğinin en üst düzeye çıkarılması.
-Balıkçılık ile ilgili olarak denetleme ve kontrol önlemleri yoluyla balıkçılık piyasasının yapısal gelişmesini izleyecek idari yapının kurulmasını ve balıkçılık filosu kayıtlarının iyileştirilmesini öngörmektedir.
-Tarımsal ve kırsal kalkınma politikaları ile ilgili müktesebat için hazırlıkların tamamlanması.
-Gıda işleme kuruluşlarının AB sağlık ve kamu sağlık standartlarına göre modernize edilmesi ve test ve teşhis imkânlarının daha ileri düzeyde tesis edilmesi
-Balıkçılık ile ilgili olarak ise; ortak balıkçılık politikalarının uygulanabilmesi için hazırlıkların tamamlanmasını ve balıkçılık ürünlerinin kalite standartlarına ve güvenilirliğin iyileştirilmesini öngörmektedir.
Türk tarımı OTP ’ye uyumu sürecinde AB’nin yapısal fonları ile desteklenmeyeceğinden veya Türk tarımının OTP ’ye uyumu için AB’nin Türkiye’ye yeterli miktarda bir mali kaynak sağlaması beklenilmediğinden, Türk tarımının rekabet gücü sınırlı olacaktır. Ulusal desteklerin AB ülkeleri ölçüsünde olması Türkiye’nin ekonomik durumu sebebi ile mümkün olmamaktadır.
Türk tarımının OTP ’ye uyumu Türkiye ve topluluktaki ülkelerin genel ekonomik ve sosyal yapılarının farklılıkları sebebiyle kolay olmayacaktır. Tarım ile doğrudan ilgili olarak işletme yapısı, üretim – tüketim - fiyat ve pazar politikası, dış ticaret, tarıma bağlı ve dayalı sanayiler, rekabet politikası, teknoloji kullanımı, verimlilik, üretici gelirleri, kendine yeterlilik, mali politikalar, bölgesel ve sosyal politikalar, mevzuat ve kurumsal yapı olmak üzere pek çok konu üzerinde etkili olacaktır. Ancak bu uyum tek pazar ilkesi (malların serbest dolaşımı) çerçevesinde en çok tarım işletmelerini etkileyecektir.
Türk tarımı, topluluk tarımı, dünya tarımı hızlı ve sürekli bir değişim içerisindedir. Bu sebeple uyum yasalarının uygulanma dönemindeki desteklemelerin miktarı çok önemli olacaktır. AB bütçe disiplini çerçevesinde üye olacak ülkelerin potansiyelini göz önünde bulundurarak her yeni üye kabulünden önce tarımsal harcamaları kısma yoluna gitmektedir. Böyle bir durum Türkiye’nin tam üyeliği öncesinde de olabilir. Hazırlıklar buna göre yapılmalıdır.
Türkiye tarım işletmelerinin yapısındaki bozukluk, teknoloji kullanımındaki yetersizlik, düşük verimlilik gibi sorunları bulunduğu halde, doğal kaynaklar nedeniyle avantajlı durumda olduğu meyve sebze, tütün, pamuk gibi ürünler dışında birçok tarımsal ürün ve özellikle hayvansal ürünlerde topluluk ülkeleriyle rekabet edecek durumda değildir. Bu durumun oluşmaması için yapısal iyileştirmelerin bir an önce yapılması ve rekabet gücünün arttırılması gereklidir. Bu amaçla tarımsal alt yapı iyileştirilmeli, üretim girdi maliyetleri düşürülmeli, topluluk fiyatlarıyla rekabet edebilir duruma mutlaka gelinmelidir.
Türk tarımını OTP ’ye uyumunun başarılı bir şekilde gerçekleşmesi için; Türk tarım mevzuatının topluluk tarım mevzuatına uyumu için gerekli hazırlıklar yapılmalıdır. Tarım ve köy işleri bakanlığının taşra personeli ve çiftçiler bu konular hakkında yeterli bilgiye sahip değildir. Kurs ve eğitimlerle bilgi seviyesi yükseltilmelidir.
Kırsal ve tarımsal sivil örgütlenme (kooperatif, birlik, meslek kuruluşları) OTP yükümlülüklerini yerine getirecek şekilde yapılandırılmalı ve güçlendirilmelidir. Yönetim ve finans yönünden daha bağımsız bir yapıya kavuşturulmalı, devletin müdahalesi ve devletçe temin edilen girdiler azaltılmalıdır.
Tarımsal üretim yanında, tarıma dayalı sanayiler ve pazarlama kanalları özellikle borsa sistemi ve sebze halleri geliştirilmeli, ulusal ve uluslararası pazarlarda rekabet şansı arttırılmalıdır. Tarım ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasında topluluk kural ve standartlarında uygun bir yapı oluşturulmalıdır.
Doğal kaynaklar çevre ve kırsal peyzaj, “Gündem 2000” göz önünde bulundurularak ülke, bölge ve havza bazında korunmalı ve geliştirilmelidir. Kırsal alanda tarıma dayalı sanayiler ve tarım dışı ekonomik faaliyetler desteklenmelidir.
Tarım sektörünün bütün özellikleri hakkında doğru ve yeterli bilgi edinilmesine imkân sağlayacak bilgi bankası oluşturulmalıdır. Piyasa bilgi sistemi, daimi bitkilerin kayıtları, kadastro kayıtları, hayvan kimlikleri kayıtlarını kapsamak üzere bilgi bankasına geçişte topluluğun tarımsal bilgi sistemine uyum için gerekli ve yasal kurumsal düzenlemeler gerçekleştirilmelidir. Gıda güvenliği, bitki ve hayvan sağlığı ve kalite kontrol konularında topluluk sistemine uyum hızla sağlanmalıdır.
Taze meyve-sebze, diğer bitkisel ve hayvansal ürünlerin topluluk ülkelerine pazarlanabilir özellikte üretimine ağırlık verilmelidir. Ülke içi tüketimde de toplulukça getirilecek kısıtlamalar dikkate alınarak üretimin standardı mutlaka yükseltilmelidir. Topluluk karşısında rekabetle tutunamayacak ürünlere (çay, tiftik keçisi vb.) özel koruma önlemleri getirilmelidir.
Topluluk üyeleri ve Türkiye arasında uygulanan tercihli rejim politikası ile ürün ithalat ve ihracatında gümrüklerde karşılıklı tavizler verilmesi yoluna gidilmiştir. Ancak Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı 1 Ağustos 1996 tarihinden itibaren canlı hayvan ve et ithalatındaki ürünlere kısıtlama getirmiştir. AB buna mukabil fındık, domates salçası, karpuzda tanımış olduğu tarife kontenjanlarını kaldırarak bu ürünlerin ithalatını askıya almıştır.
AB diğer taraftan Türkiye çıkışlı çift çeneli yumuşak çalar ile taze su ürünleri ithalatını yasaklamayı ve Türkiye çıkışlı dondurulmuş ve işlenmiş su ürünleri ithalatında, her partinin insan sağlığını tehdit eden patolojik mikroorganizma içerip-içermediğini tespit amacıyla örnekleme yöntemiyle teste tutulmasını içeren bir takım yeni düzenlemeler getirmiştir.
Topluluk, temel tarım ürünü (bünyesinde hububat, şeker ve/veya süt bulunan ürünler) olan ürünlere ve tarım sanayi ürünlerine tarım ürün payı ve sanayi ürün payı adı altında vergi uygulamaktadır. Amaç topluluğa giren bu ürünleri kısıtlayarak kendi üreticilerini korumaktır.
Görüldüğü gibi Avrupa Birliği ülkeleri veya diğer dünya ülkeleri kendi üreticilerini koruyabilmek için topluluk politikaları ve dünya ticaret örgütü politikalarına ters düşmeyecek şekilde koruma duvarları oluşturmaktadırlar. Ülkemizde de bu tür politikaların ve tedbirlerin alınması faydalı olacaktır.
Tarım Gündemi
Yorumlar
Sonsöz
S.A. Kardeş sen görevini yapmışsın, dikkat etmeyen... detay...
05.04.10 06:21
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI ...
Abim ellerin dert görmesin çok teşekkür ederim çok... detay...
01.04.10 12:24
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI ...
emeğine sağlık. Çok iyi bir eklenti paylaşmısıın. ... detay...
31.03.10 22:12















